5.SINIF

MARTI JONATHAN LİVİNGSTON- RİCHARD BACL

“Diğerleri gibi olmak bu kadar mı zor?”
İşte her şey bu sitemle başlıyor. Annesinin, tanıdığı tüm martılardan farklı olan oğlu Jonathan’a içten yakarışlarıyla.
Kısa olmasına rağmen birçok öğretiyi barındıran, sarsan, sevindiren, pamuk gibi yapan ve aynı anda kızdıran -sanırım cümle bitmeyecek:) – ,modası geçmeyecek efsane kitap. Aslında çocuk kitabı ama sanırım yetişkinler daha çok seviyor. İçerdiği derin mesajları daha iyi anladıklarından olsa gerek.
Sıra dışı bir martı olan Jonathan Livingston’un macera dolu yaşamına tanık oluyoruz. Aslında mücadelesine desem daha doğru olur. Çünkü onunki gerçek bir mücadele. Ailesine, arkadaşlarına, hatta bedenine rağmen istediği ölçüde uçabilmek için şartlarını zorluyor:
“Ben belki de sadece uçmayı çok seven bir martıyım…”(sayfa 92)
Şimdi yazarken aklima daha önce bahsettiğimiz Martin Eden geldi. O da hedefine kilitlenmiş, elinden geleni yapmıştı. İşte Jonathan da öyle azimli ve filozof bir arkadaş.:)

Tahmin ettiğiniz gibi martılar üzerinden insanları konu edinmiş yazar ve bunu pek de güzel becermiş. Nasıl ki türü ne olursa olsun, bir kuş için uçmak en temel meseleyse; nerede, ne zaman yaşarsa yaşasın, hayatın özünü bulmak, varlığını anlamlandırmak da insan için aynı derecede önemlidir. Bunun farkına ne kadar çabuk varıp, kendimizi gerçekleştirme yolculuğuna ne kadar çabuk başlarsak; mutluluğa ve hoş bir hayat geçirmeye o ölçüde yaklaşmışız demektir.

Sakın yanlış anlaşılmasın, acısız, sıkıntısız, imkanlar ve refah içinde bir hayattan bahsetmiyorum kesinlikle; bilakis her durum ve şartta mutlu, hoşnut ve değer yargılarımızla dimdik olabilmekten bahsediyorum. Tam da martı Jonathan’ın yaptığı gibi. Onun uçmak için göze aldıklarını bizler de düşünsel gelişimimiz için göze almalıyız. Çünkü bizi diğer canlılardan ayıran en büyük yönümüz düşünebiliyor olmaktır. Bazen bunu farketmek pek kolay olmuyor tabii:
“Bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?” (sayfa 90)
Ah be Jonathan’cim yalnız değilsin. Biz de insanları düşünmeye ikna edemiyoruz. Halbuki beyin bedava:)
Velhasıl kelam işte böyle insanı felsefi düşüncelere sevk eden, bir martının yaşam öyküsünden yaptığımız yanlışları, yapmaya cesaret edemediğimiz doğruları farketmemizi sağlayan cici bir kitap bu. Dili çok akıcı ve anlaşılır. Ertesi güne bırakılmayacak, bir çırpıda okunacak sıcak bir hikaye. Öneririz efendim. 🙂
“Yaşamak için ne çok neden var!”(sayfa 25)
“Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.”(sayfa 61)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Translate »