5.SINIF

PUSLU KITALAR ATLASI- İHSAN OKTAY ANAR

Puslu kıtalar Atlası

“Sssst uyan, kalk hadi kalk, geldik!”
Evet, tam olarak bu cumleleri duyuyormusum gibi hissettim kitabı bitirdiğimde. Ve bir kaç saniye duvara boş boş baktığım doğrudur. Puslu Kıtalar Atlası bir alemdi, beni içine almıştı ve maalesef bitmişti, artık dışarıda kalmıştım.
Okuru bu denli içine almayı başaran kitaplara bayılıyorum gerçekten. İhsan Oktay bir şaheser ortaya çıkarmış. Fantastik, tarihi ve felsefi ögeler barındıran postmodern bir eser. Asla eskimeyecek, yıllandıkça değerlenecek bir başyapıt. Dediğim gibi masalla gerçek arasında ayrımsayamadığımız bir evren var; 1680’ler Konstantiniyye’si (istanbul). Ve bir tablo gibi en küçük ayrıntılara kadar betimlemiş yazar. Hatta bazen kitap sayfası çeviriyor gibi değil fotoğraf albümü inceliyormuş gibi hissettiğim oldu.

O kadar gerçekçi resmetmiş ki ortamın kokusunu hissettim burnumun direğinde:) Dili bir hamur gibi yoğurmuş elinin altında. Fakat o döneme dair çok fazla kelime kullanımı var. Bir elim hep sözlükteydi.Aşina olmayanlara ağır gelecektir. Ayrıca öncesinde okuma kültürü olmayanlar için zorlayıcı olacaktır. Bence hemen okunup anlaşılacak bir kitap değil. Hatta bir daha, bir daha okunacak , hemen özetlenemeyen, karakter şeması ve olay örgüsü bir tık karışık bir eser. Bu kitabı anlamak için efor sarfetmeliyiz.

O yüzden ben orta ve üst kademe okuyucular için daha uygun olacağını düşünüyorum. Ben iki üç gün içinde bitirdim. Müthiş bir okuyucu sayılmam fakat merak duygum beni kamçıladı diyebilirim. Kitabı elimden bıraktığım anlarda dahi kendimi hep sonra ne olacağını kurgularken , düşünürken bulmuştum.

Özet olarak Uzun Ihsan Efendi ( yazarımız İhsan Oktay’ la bir takım paralellikler söz konusu ) oğlu Bünyamin ‘in sıra dışı hikayesine şahit oluyoruz. Ve düşler, gerçeklik, varlık yokluk, yaşama halleri üzerine bir sürü mevzu hakkında zihin girdabı yaparken buluyoruz kendimizi .
Sanırım sayfalarca daha yazabilirim ama kısa kesmeliyim 🙂 Puslu Kıtalar Atlası benim için her durağında paha biçilemez şeyler öğrendiğim maceralı bir yolculuk gibiydi. Okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Kitapları seviyorsanız hemen listenize ekleyin derim.

“Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk ,bu Dünya’ nın şahidi olmakti” ( Sayfa 91)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Translate »